SİYASET BİLİMİ İNCELEMELERİ
Cemil Oktay’ın Siyaset Bilimine Giriş, Türk Siyasal Hayatı gibi derslerini almamış olsanız da akşamları fakülte çıkışında Çınar Altı veya Şark Kahvesi’nde onunla yapılan ders kıvamındaki sohbetler eşsiz bir fırsat olmuştur her zaman. Ben bunların hepsini paylaşma şansına ve daha sonra İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Siyaset Bilimi Kürsüsü’nde onunla meslektaş olma onuruna erişenlerdenim. ‘Yükselen İstemler Karşısında Türk Siyasal Sistemi’ ve ‘Kamu Bürokrasisi’ ile ‘Hum Zamirinin Serencamı’ adlı eserlerinden sonra çoktandır yeni bir eserini bekliyorduk. 2003′ün sonlarında çıkan ‘Siyaset Bilimi İncelemeleri’ Cemil Oktay’ın engin birikiminin yoğrulduğu, neredeyse imbikten geçirildiği bir çalışma.
Kitap, siyasetçisinden gazetecisine, öğrencisinden bilim insanına, minibüs şoföründen pazarcısına, ev kadınından iş adamına dek, herkesin üzerinde konuştuğu siyaset konusunu işliyor. Ama bunu, gündelik tartışmaların
‘komplocu’ yüzeyselliğine prim vermeden, yalınlığı içerik derinliğiyle birleştiren zengin bir anlatımla yapıyor.
Kitapta siyaset biliminin temel konuları olan meşruiyet, siyasi düzenlerin sınıflandırılması, siyasal kültür, siyasi gelişme gibi alanlar, literatüre katkıda bulunanlar kanalıyla tanıtılıyor. Aristo, Machiavelli, Tocqueville, Montesquieu, Comte, Marx, Shils, Apter, Locke, Mosca, Weber, Wallerstein, Moore gibi siyaset bilimciler biri diğerine tercih edilmeyerek anlatılıyor, sonuç çıkarmak okuyucuya kalıyor. Konular sıradan insanın bile anlayabileceği tarzda ve günlük sorunların tarihsel arka planını örerek, bunları örnekleyerek sistematikleştiriliyor.
‘Siyaset Bilimi İncelemeleri’, sadece siyaset bilimiyle ilgilenenleri değil, Türk siyasal hayatı üzerine düşünen, kafa yoranların da çok şey öğrenebileceği bir yapıt. Tıpkı sınav sorularını yanıtlarken öğrencilerinin yapmasını istediği gibi, karşılaştırmalı yöntem kullanılıyor; tartışma ve yorumlama ile siyaset bilimi konusu zenginleştiriliyor. Bir konu, o konuyu işleyen eser kanalıyla açıklanırken, yazarın tüm bilgilerinin sarmalandığı bir şölene dönüşüyor. Karmaşık olmaktan uzak bir dille, okuyucuyla konuşma yöntemi kullanılarak, adeta okuyucunun bilgiyi sindirmesine çalışılıyor. Tıpkı kültür bahsinde, kültürün yeni terkipleri ortaya çıkaran karmaşık bir süreç olduğunu anlatırken olduğu gibi: “1966′da Varto’da bir deprem oldu. Depremzedelere yardım olarak Hollandalılar giysi gönderdiler. Giysilerin arasında bayanlar için öngörülen sütyenler de vardı. Vartolular, bu pek fazla tanımadıkları iç çamaşırını, kendi ihtiyaçlarını giderecek biçimde değerlendirdiler. Kulaklarını soğuğa karşı korumak amacıyla başlarına bağladılar. Bu görüntü bizde müstehzi bir tavır oluşturmamalı. Hollandalılar da eşek semerinden ev eşyası olarak faydalanabilirler. Kuzey Avrupalılar, Orta Çağ’da güneye ticaret amacıyla indikleri zamanlarda, Hz. İsa’yı kendi yerel tanrılarının yanı sıra bir tür pasaport yerine geçen ulvi bir kişi gibi algıladılar. Hıristiyanlığa tam anlamıyla mensubiyetleri ağır ağır ve zamanla oluştu. Aron, terakki hakkında kaleme aldığı bir metinde, Jön Türklerin parlamentoyu tramvay ve tren gibi modern hayatın bir parçası olarak değerlendirdiklerini vurgular. İtiraf edelim; pek haksız sayılmaz. İsveç idari yargı düzeninin belkemiğini oluşturan ve esas itibarıyla işlevi, İsveçlileri yönetime karşı korumak olan Ombudsman kurumunun, diğer ülkeler tarafından taklidi sonunda başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Kendi vatanında yurttaşın, idare üzerinde denetimini sağlayan bu kurum, örneğin Rusya’ya geldiği zaman, önce Çarın, ardından Polit Büro’nun tüm ‘toplum ve idare üzerinde gözü kulağı olmuştur’. Prokuratura’dan ne bir çarlık tebasının ne de Sovyet yoldaşlarının gizli tutabileceği mahrem bir yan kalmıştır. (…) Türkiye’ye 1982 düzenlemeleriyle gelen Ombudsman, Devlet Denetleme Kurulu adını almıştır ve genellikle, Çankaya sakinlerine zaman zaman, ‘Ben de buradayım’ demek fırsatı vermekten başka bir işe yaramaz. Bu arada, doğal olarak Ankara’nın ‘ileri gelenleri’nden birkaçına yüksek maaşla iş olanağıdır. Kurulun, küşadından beri herhangi bir Türk yurttaşın hakkını koruduğuna tanık olunmamıştır”
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın veya RSS aboneligi ile yeni yazılardan anında haberdar olun.
Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın